"Sevme, içme ve tembellik dışında her şeyde tembellik edelim."
Bütün insanlar sıkıcıdır. Sıkmak, kendini sıkmak ve başkalarını sıkmak olarak ikiye ayrılabilir. Şu garip bir gerçek ki, kendilerini sıkmayanlar genellikle başkalarını sıkarlar, kendilerini sıkanlar da başkalarını eğlendirirler. (sk) Aslına bakarsanız eğer İsa çarmıha gerildiğinde kahkahalarla gülmüş olsaydı, acı çekmekten başka bir şey yapabilseydi, çok daha fazla sevilebilirdi. (cp)
Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır. Çocuklar eğlendikleri sürece daima usludurlar. Fakat dünya işleri çok ilginçtir, alışkanlık ve sıkıntının etkisi tümüne yayılmıştır. Birisi karısının sıkıcı olmasından dolayı boşanmak istese, ya da dinlemesi sıkıcı olduğu için bir vaizin sürgüne gönderilmesini, ya da korkunç sıkıcı olduğu için bir başbakanın görevden alınmasını, sonuç alamayacağını görecektir. Bu yüzden de dünyanın gitgide kötüye gitmesinde, sıkıntı arttıkça kötülüklerin artmasında şaşılacak bir yan yoktur. (sk)
Sıkıntının tarihi ta dünyanın başlangıcına dayanır. Tanrılar sıkıldılar, insanı yarattılar. Adem yalnızlıktan sıkılınca Havva yaratıldı. O zamandan beri sıkıntı dünyaya girmiş ve nüfusa oranla artmıştır. Adem tek başına sıkılıyordu; sonra Adem'le Havva birlikte sıkıldılar, sonra Adem'le Havva ve Habil'le Kabil ailecek sıkıldılar, sonra dünya nüfusu arttı ve halklar kitleler halinde sıkıldı. Peki, şimdi bir şeyler yapılıyor mu? Kendini eğlendirme yolları düşünülüyor mu? Tam tersine, bu yıkım hızlandırılıyor. (sk) Yeni, farklı, orjinal bir şey muhtemelen kanunlara aykırıdır. İnsanlar dünyanın güvenli ve düzenli bir yer olması için yıllarca çalışırlar, ama hiç kimse bunun ne kadar sıkıcı olabileceğinin farkında değildir. (cp)
Aylaklığın kötülüklerin anası olduğu söylenir ve kötülüğün önüne geçmek için çalışma öğütlenir genelde. Halbuki aylaklık yüce bir hayat tarzıdır, yeter ki insan kendi sıkılmasın. Olimpos'taki tanrılar sıkılmıyorlardı, aylaklıkları içinde mutlu mutlu yaşayıp gidiyorlardı. (sk) Boş zaman kültürün temelidir. (tse) Aylaklık hissinden yoksun her insan bu özelliğiyle ancak bilincinin insanlık seviyesine henüz yükselmediğini gösterir. (sk)
İnsanlığı garip bir çılgınlık sarıp sarmalamıştır. Bu çılgınlık insanlığı inim inim inleten bireysel ve toplumsal yoksunluklara yol açmaktadır. Bu çılgınlık bireyin yaşam gücünü tüketecek denli aşırıya kaçan çalışma tutkusudur. (pl) Hiçbir şey yeterince iyi değil, yeterince hızlı değil, yeterince büyük değil. Asla gözümüz doymuyor. Her zaman gelişim içindeyiz. (cp) Oysa aşırı çalışma her çeşit düşünsel yozlaşmanın, her türlü organik bozukluğun nedenidir. (pl) İnsanı tin dünyasından ayrı tutup, içgüdüleri daima hareket isteyen hayvanlarla aynı sınıfa koyan bitmek tükenmek bilmeyen bir hareketliliktir. Buna kapılan insanlar her şeyi bir iş meselesine döndürmede olağanüstü yeteneklidirler, hayatları iştir. Aşık olurlar, evlenirler, fıkra dinlerler ve mesai saatlerinde sarf ettikleri aynı şevkli çabalarla bir sanat eserine hayran kalırlar. Hayranlık ve kayıtsızlık sıkıntının birliğinde ayırt edilemez olmuştur. (sk)
Eğlenmek bizim görevimizdir. Sıkıntının çalışmakla yok olacağını söylemek kafa karışıklığından başka bir şey değil; çünkü çalışmayla aylaklık yok olur, sıkıntı değil. (sk)
Ey tembellik, uzun süren sefilliğimize acı! Ey sanatların ve soylu erdemlerin anası tembellik, insan kaygılarına merhem ol! (pl)
(paul lafargue, tembellik hakkı. telos, 1996.)
(sören kierkegaard, kahkaha benden yana. ayrıntı, 2005.)
(chuck palahniuk, tıkanma. ayrıntı, 2011.)