ölüm bilincin yoksa yarı-canlısın demektir (mh). fakat kendi ölümünü dürüstçe düşünmeye kalkan, ölümüne korkar. ölüm ve seks, ikisinden de felaket korkuyoruz; tam da bu yüzden onlarla ilgili bu kadar çok fıkra var. ölüm kaygısı taşımayan yegane varlıklar, halihazırda taş gibi ölü olanlardır (jps). vasati "hergünkülük"e düşmemek için ölüm kaygısına ihtiyaç duyarız (mh). kaygı bizim nihai öğretmenimizdir (sk).
gerçekten önemli tek felsefi sorun vardır, o da intihardır. yaşamın yaşanmaya değer olup olmadığı konusunda bir yargıya varmak felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir (ac). bir insanın durumunda doğaya uygun şeyler ağır basıyorsa o insanın yaşamda kalması uygundur; ama sahip olduğu şeylerin veya durumunun çoğunlukla doğaya aykırı olduğunu görüyorsa yaşamdan ayrılması uygundur (mtc).
insanlar ruhlara sahip değildir, kendileri ruhtur. bedene de sahip değildirler, kendileri bedendir. insanlar canlı bedenlerdir. ölü bedenle arasındaki fark pille tükenmiş pil arasındaki farka benzer. tükenmiş bir pilin parçası eksik değildir, sadece enerji eksiktir-yaşam.
biz uygar insanlar ölümlülüğümüzü an be an, gün be gün inkar ediyoruz ve bunu içinde yaşadığımız toplumun yapıları ve geleneklerinin yardımıyla kolayca yapıyoruz. neredeyse her uygarlıkta ortak bir ölümsüzlük sistemi gelişmiştir; işin aslı bu sistemler kütürün temel işlevidir. bir yanılgıyı sürdürmenin en kolay yolu onu aynı kültürden diğerleriyle paylaşmaktır. "örgütlenmiş din" uygar toplumun ölümülülüğümüzü inkar etmek için bulduğu en inatçı sistemdir. ölümün varlığı karşısında çaresiz olduğumuzdan bilinçdışımız buna dayanabilmemiz için bir gökteki-baba-figürü yaratır. tanrı'ya ve tanrı'nın ebedi yaşam vaadine inanmak, ölümün gölgesinden kaçmak için tasarlanmış kültürel bir peri masalıdır (sf). dinlerin çekiciliğinin temelinde ölümle bir şekilde uzlaşmak yatar. din seçerken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, ilgili dinin ölümden sonraki yaşam için hangi adresi gösterdiğidir. inananlarına ölümün nihai son olduğunu söyleyen bir dinin ömrü pek de uzun olmazdı.
ebediyet sonu gelmeyen bir zaman süresi değil de zamansızlık olarak alınırsa ebedi yaşam şimdide yaşayanlara ait olur (lw).
(nietzsche öldü! bir hipopotam olarak yeniden doğdu... tc&dk, aylak kitap, 2010)